Selam Olsun

Yok öyle kuruyan dallara konupKanat çırpmaktan vazgeçmek...Biz yine de inadına yükseleceğiz göklereVe inadına çırpacağız kanatlarımızı. Bir durup, bin vuracağız sazımızın tellerineAğıt da yakarız, türkü de söyleriz yeri gelince.Hele omuz omuza durduk mu halayaŞiirlerimiz yek vücut karışacak havaya. Bir sofra kuracağız günün birindeÖylesine bereketli, öylesine kalabalık...Ayırt etmeksizin;Esmer, zenci, sarışın....Buluşacağız bir selamın gölgesinde. Selam olsun göklere...Göklerden inen... Continue Reading →

Bir Gecenin Şiiri

Oysa bir çırpıda dökülüvermişti dudaklarından,Yüreğimi yakıp kavuran,Sessizliğin avuçlarında sessiz bir ''Elveda''. Nereden bilsin şu yorgun gönlüm,Tutuklu kaldığım o dudaklarından,Gömüleceğini günün birinde toprağa. Ne şiirler biriktirmiştik oysa ki bir sevdanın göğsünde.Çocuklar gibi şendik hani,Öylesine ki şarkılar dökülürdü dudaklarımızdan,Altımızda uzayıp giden kara yağız toprağa. İkimiz...Yani bir sen, bir de sevdanın ta kendisi yine sen,Baharlar getirmiştik,İnce ve sıska... Continue Reading →

Geceler

Uğramaz ya uyku gözlerimeZehir kılınır geceler aydınlık ufkumaBir adın ile başlarım güneBin sövme ile kapatırım gözlerimi geceye. Öyle ya...Umudu kesmeye gelmiyor sendenAnsızın bitiveriyorsun rüyalarımdaBüsbütün karşımda...Uzatıp parmaklarını dokunuyorsun dudaklarımaDevirip bedenini boylu boyunca kucağımaSevişmeye başlıyoruz seninleKaranlık kuytu ormanlarımızda. Adın ile başlasamMesela...Çocuk çığlıkları ile yeni bir güneSusturup tüm cümlelerimi Sessiz kıyametler koparıyorum kendimce.Masum bir umudun yolundaBelki duyarım diye... Continue Reading →

Yakarış

Uzanmış boylu boyuncaRüzgara boyun eğen bir başak gibi.Sinesi göğü aydınlığa boğuyorArş üzre doğan güneş misali. Bir efkar dökülüyor gözlerindenMüjganında inceden parlak inci tanesi.Kalem misali dokunuyor satırlaraHani o kelam gibi zarif elleri. Zarif ipek kumaşı saçlarının ardında Ahiri delip geçen badem gözleri.Kuytularına ilişmiş iniltili rüzgar, taze meltem esintileriTeninden taşıyor baharı karşılayan o şen bülbül sesleri. Ne... Continue Reading →

Unutturma Bana Kendini

Ve nasıl oluyor da köklerimi daha derine salıyorum,Kokun rüzgarlara dolanıp topraklarıma uğradıkça. Nasıl... Bilmem nasıl oluyor da birden bire,Bir bahar havası sarıp sarmalıyor,Kurumaya yüz tutmuş şu;İnce ve sıska kuru yağız dallarımı. Uzayıp giden kuru kayın ormanlarımda,Al yeleli kısrakların hoyrat koşuşları.Göğe uzayıp giden dallarımın altında,Bir takım çocuk çığlıkları... Öyle ya...Kanımca bana her şey seni hatırlatmalı.Tan vaktinin... Continue Reading →

Söyleyin Ona

Söyleyin...Eğer varsa niyeti dönmeye gerisin geriye,Sarıp sarmalamaya şu yorgun düşmüş bedenimi.Kar yağmadan şakaklarıma,Dönsün ikimiz kokmayan şehirlerden geriye. Hatırlatın kendisine...Özlemişse eğer amansız bir gecenin ayazında sevişmelerimizi,Hatırında kalmışsa nefesimin ıslak ve nemli hissi,Ay tepemizdeyken ve henüz aydınlatıyorken karanlık geceyi.Kuşlar dallarında sessizce ölmeden,Dönsün terk edip gittiği diyarlara gerisin geri. Rasim Dahiloğlu

Ankara Garı

09:00Bir hasretin kucağındaUzayıp gidiyor şehirler yamacımda.Hani sarsmasa yollar bendimiFark eder miyim acaba Uğruna geldiğim mesafeleri. Ansızın belirir hayalinAna kucağı misali gelip oturmuş yanıma.Kelamı eksik bir sohbet başlarGöz bebeklerimizin nazarında. 10:00İnciler dökülüyor gök kubbenin çatısındanDamlacıklar dövüyor sana açılan pencerelerimi,Islanmış saçlarının tellerinden bir kaç damla süzülüyordurAyağını bastığın nurlu toprağın bağrına.Öylesine mağrur, öylesine masumÜşümüş ellerinAnkara ayazında. Sanırsam yaklaşmaktayım... Continue Reading →

Ay Sonatı

Gökte asılı bir Ay gerek bize,Arınmış bulutlardan, pürü pak.Yüzünün aydınlığı vurmuş,Kara, engebeli yüzeyine. Rüzgar...Hani şu saçlarımızı okşayan,Hoyrat delikanlı... Bir müzik fısıldar,Usulcasına, sessizce.Ellerin ellerime düşer, birden bire.Kuruyup yok olur korkular,Karanlığın derin sessizliğinde. Bir yerlerde şehirler yanıyordur.Peyda olmuştur kıyamet,Bilmem hangi cephelerde.Kimi küçük teknelerin,Yelkenleri parçalanıyordur belki de...Uzayıp giden denizlerin enginliğinde. Ve biz seninle,Birden bire...Birden bire bir dansa tutuşuruz... Continue Reading →

Ölüm Esintisi

Bir ölüm ki...Ilık bir yâr eli misali dokunur insanın şakaklarına. Göz görmez, gönül bilmez,Lakin hatıralarda çınlar, Uzak denizlerin ufkunda çırpınan martıların çığlıkları. Harap olmuş virane ömrün kıyısında,Ne çare yeni bir yaradılışın avuntusuna sığınmak.Bir zaman sonra yaprak gibi dökülüverir insan,Kuru ve yağız toprağın soğuk bağrına. Sevdalar biter... Çamur rengi balçık tarlalarında,Bir de sahipsiz kalan toprağımızın üzerinde.Soğuk... Continue Reading →

Elveda

Git...İstemem artık vehmimde gölgeni.Nen kaldıysa avuçlarımda kalan,Saçlarına dolayıp öyle git.rasim dahiloğlu

İdam Mahkumunun Son Sözleri

Yine yarım kaldık iyi mi? Bir kadeh şarabın sarhoşluğuna aldanıp, konuşuverdik öylesine.Sen de ne gaddarsın hani... Acımasızca doldurup silahını, dayadın şakaklarıma.Dur... Bekle biraz. Henüz tükenmedi kadehler masamda. Uzun ince, zarif parmaklarının insafına kaldıysa eğer tetiğinin adaleti,Cenazem güzel göçsün bari şu diyardan. İnsafsız olmak yakışıyor sana. Yazıcı misali kurmuşsun adalet tezgahını karşıma. Kaşların çatılmış, delip geçiyor... Continue Reading →

Ömrüm

Hadi! Bir umut yeşert gönlümde.Utandır herkesi ve her şeyi.Tohumlar serp şu çorak topraklara.Güneş ek, sarı ekin başak tarlalarına. İlmek işler gibi işle hayatını, hayatıma.Çek götür karanlığı, Yaşamadan günümüzü,Zaman bizi tozlu sayfalarına gömmeden. Bir şeker kamışına sığdırıp çocukluğumuzu,Hayallerimizi uçururuz,Göğün aydınlığında.Biraz pamuk şekeri bulutları saklarız,Ceplerimizde. Gözlerindeki o muhteşem güzellik ile gel bana.Gel ve göm saçlarına.Gel...Öylesine amansız,Öylesine habersiz.... Continue Reading →

Ayıp Değil

Belki de kayboluruz ikimizde,O mahir zamanın becerikli ellerinde.-Olsun, der bir kaç kadeh daha devirip,Yığılıp kalırız, köhne sokakların,Soğuk ve ıssız caddelerine. Ölmek ayıp değil ya...Ölürüz biz de.Hem de öylesine güzel, öylesine asil.Zamanın koynuna gömüp anılarımızı,Hiç olmamışçasına unuturuz birbirimizi. Begonviller biter üzerimizde,Sevdiğimiz papatyalar...Belki de bir kaç bülbül dallarımızda...Kokusu sarar yalnızlığın,Kuru ahşap tabutlarımızın. Bizden sonra kalabalıklaşır caddeler,Şehirler...Elleri, yüzleri... Continue Reading →

Kutsal Günah

Sarhoşuz... İyi mi?Yeni çıkmışız bir günahın eşiğinden.Soluk soluğa, kan ter içinde...Dumanımız karışıyor geceye. Bırak... Dokunma!Kokun karışsın saçlarıma.Ellerim düşer şimdiUçsuz bucaksız bacaklarına.Taparcasına ikimizdeÖlümsüz bir günahın eşiğindeyiz. Korkmak...Aklımıza düşmüyor korkmak.Korkusuzca sevişmekteyiz...SevişmekÖlüme ramak kala,Yeniden yaşamak için bir takım anılarda,Korkuyu gömmekteyiz yatağa. Çırçıplak bir doğuş...Aferin Tanrıya.Seni aldım ve gecelerime sakladım.İpek gibi saçlarına parmaklarımı dolayıp,Ay gibi parlayan tenine,En karanlık gecelerin,Parlak... Continue Reading →

Yağmurlu Gecenin Ağıtı

Dışarıda yağmur,Gönlüme bir sen yağar inceden.Karanlık çökmüş şehre,Ay düşmez pencereme. Başıma neler geldiSensiz öldüm gecelerden bir geceSessizce düştüm Karanlığın soğuk pençesine Selam söyledim sana uçan kuşlara.Ağıtlar yaktım bende kalan hatıralarına.Şehri ateşe verdim lakin,Geçtiğin caddeleri bu şehirden silemedim. Vuruldum...Bir gece değil sevgilim.Sen kokmayan şu odanın çehresinde,Ben her gece toprağa gömüldüm. Rasim Dahiloğlu

Seni Şiirlerime Gömdüm

Ah eder gönlüm sen kokmayan,Harap olmuş odamın virane döşeğinde.Medet ummak neyime,Eğer vuslat gelip çalmışsa kapımı bir gece.Tahir olmak ne çare, bitmiş şu ömrümün gölgesinde. Gecelerde kaybolmuş sevdalılara,Ölmek... Ölmek bir kere daha yasak olsun hepimize.Kadere boyun eğmekse ayıbımız,Al kurtar şu ellerimi kendinden.Yalan olmadan sevgim senin gönlünde. Çalma uykularımı gecenin koynundan,Ansızın çıkıp karşıma.Lal edip ömrümün geri kalan... Continue Reading →

Uzun Gecenin Kısa Şiiri

Kaç gece öldüm, öldürüldüm...Bir kızıl çamur, kara toprak altına gömüldüm.Kaç gece veda ettim resmine,Belki kokuna hasret giderim diye.Ürkütmeden tüysüz bebeleri,Dal üstünde tüneyen bülbülleri,Kaç gece boğazlarımı parçalarcasına,Çığlıklarımla geceyi bölüp,Sessizce öldüm.RASİM DAHİLOĞLU

Zingilli Ziyarat

Varsın bülbüller ötmesin dikenli güllerde,Diken güle küssün,Gül bülbüle. Dilerse gün doğmasın tepelerden,Varsın günün aydınlığı tepelere küssün,Kızıl tepeler, bulutsuz göklere. Tomurcuklar açmaz olsun ince belli dallarda,Meyveler ağaçlara küssün,Ağaçlar hazan yellerine. Yeni yetme filizler sırt dönsün toprağa,Varsın tohumlar toprağa küssün,Toprak, altın sarısı başak tarlalarına. Ben ağızımda bir yanık cigara,Saçlarım darmaduman,Şakaklarımda ince kar taneleri... Varsın sitem etsin soluduğum... Continue Reading →

Ölmek İçin Seni Beklemekteyim

Bir başka dalgalanıyor saçların,Hoyrat esen rüzgarın zilli eteklerinde.Dudaklarının kıvrımlarında asılı kalmış,Rengi soluk bir sonbahar havası.Asi sözlerinin altında,Parladıkça parlıyor tenin.Karanlığa gömülmüş gönüllerin tepesinde,İnci tanesi Ay'ın aydınlığı gibi. Şeker kamışlarından yoksun,Bir takım yoksul çocuklar.Kirli elleriyle fabrika işçileri,Kaldırım başlarında namus bekçileri.Issız ve sessiz caddeler,Çöplüklerde kürkleri kirli kediler.Derin bir sessizlik asılı,Şehrin mezar taşlarında.Hadi gel...Teninde Ay'ın aydınlığı eksilmeden. Bir kapının... Continue Reading →

Çık Gel

Dön gel...Yık, devir ulu dağlarını,Kurut karanlık sularını,Gömüp karanlığa korkularını,Çık gel... Koparmaktansa gonca gülleri dallarından,Yetim bırakmaktansa kızıl saçlı çocukları,Solmaya yüz tutmuş,Sardunyaları, papatyaları...Ez gel nazlı cilvelerini,Dön gel. Akıttın inci tanelerini,Memleketin bilmem hangi şehrinde,Ben ise göğsünden vurulmuşçasına toprağa düştüm,Yaban ellerin memleketinde.Kuytu ormanlarım yabancı oldu göçmen kuşlara,Baharları saçlarına dola da,Dön gel. Dön gel...Seni benden alıkoyan her ne varsa;Geçmişi turnaların... Continue Reading →

Bilir Misin Ki

Bilir misin ki;Ben kaç gece sokaklarda adını sayıklayarak,Virane ve köhne evlerin arasında,Soğuk kış rüzgarlarının ayazında,İt gibi titreyerek,Gecenin karanlığına gömüldüm? Bilir misin ki;Seni unutmak için kaç gece,Sarhoş uyuduğumu,Yalın ayak, çırçıplak soğuk toprağa,Ruhumu gömdüğümü? Bilir misin ki;Bir gece uykusunda ansızın rüyalarıma gelme diye,Hangi uykularımı adınla bölüp,Kaç geceyi sensizliğe gömerek,Yaktım cigaramın zift kokan tütününü? Ben kaç gece öldüm,Kaç... Continue Reading →

Taverna

Bir kapının eşiğinde,Tavernanın müziği ilişiyor kulağıma.İspanyol olsa gerek,Etekleri alev alev bir kadın,Namussuzca dans ediyor tezgahlarda.Gözleri delip geçiyor geceyi,Parmakları...Parmakları uzun ve ince,Tırnakları kor alev misali,Al al yakıyor kendisini izleyen,Edepsizleri. Bir de yarım kalmış bir kadehi var,Bar taburesinin yamacında.Dudaklarının izi,Yapışıp kalmış bardağın ağzına. Devirircesine vuruyor topuklarını,Şişeler devriliyor,Kadehler tokuşturuluyor.Bir takım sarhoşlar beliriyor,Karanlığın puslu havasının aralıklarından.Yalandıkça yalanıyor hepsi,Kendini temizleyen,Sokak... Continue Reading →

Gölge

Adımları titretiyor gizli denizlerimi içim sıra,Ürperiyor ümitlerim, kuytu ormanlarımda.Sarmış simsiyah kollarını ruhuma,Tanrım şu simsiyah gölge, Ecel midir yoksa? Nerede bıraktım gözlerimin aydınlığını,Hangi gönülde unuttum umutlarımı,Bir kızıl gök kubbe beliriyor baş ucumda,Mısralarım başkalarının avuçlarında,Kum gibi savruluyor,Garptan Doğuya... Korkuyorum...Yıldızlarını as göğe,Örtülerim eski, fakirim,Arnavut kaldırımlarıdır döşeğim. Şimdi bilmem hangi şehirde,Hangi hoyrat sevdanın oyuncağı,Ellerin kirli, gözlerinde inci taneleri,Bilmem bir... Continue Reading →

Gece Yolcusu

Yeniden sarıp sarmalıyor ellerim: Geceyi.Nasıl bir zifiri karanlıktır ki o,Göz görmez geleceği. Sessiz ölür sevdalar,Karanlık bir gecenin ayazında.Mısralar sönük ve titrek,Yıkık, köhne duvarlarda. Şimdi kim bilir hangi simalarda ellerin,Hangi kollara sarılmış bedenin.Ah nasıl sarhoş,Nasıl kaybolmuşsun ışıksız sokaklarda.Dudaklarına asılı kalmış bir üzüm şırası,Başını döndürür yıldızsız gecelerin. Seslensem duyar mısın sesimi uzaklardan,Hissedebilir misin yüreğimi,Yüreğinin kuytu ormanlarında.Dokunabilir misin... Continue Reading →

Özlem

Bir Bahar rüzgarı esiyor saçlarımda.Ilık bir meltemin, soluk titrek parmakları,Yüzümü okşuyor,Tan vaktinin kızıl ayazında. Öpüştüğümüz o binanın yamacında,Yani; ufkun aydınlığı ile denizin seviştiği köşede, Birden bire beliriveriyorsun karşımda.Büsbütün ıslanmış saçların,Yorgun bir günün aydınlığı batıyor,Omuzlarından aşağıya. Kıyıları döverken dalgalar,Martılar kıyameti koparıyor.Sesin ilişiveriyor kulaklarıma.O vakit, bir müzik başlıyor ruhumun kuytu ormanlarında. Özledim sanırım seni...Ansızın hayalin gelip oturuyor... Continue Reading →

Ölümsüzlük

Bu gece bir başkayım,Başımı kaldırıp seyredesim yok yıldızları.Yürümek... Yürümek...Ağızda yarım bir cigara,Alevi sarı titrek. Hava yağmurlu olsa gerek,Başımı serinleten bir serinlik,Saçlarımı tarıyor rüzgar,Rüzgar... Rüzgar...Tozu önüme katıp,Ruhumu okşayan tatlı ılık rüzgar. Bir yerlerden,Uzak bir yerlerden martıların sesleri ilişiyor kulaklarıma.Çığlık çığlığa bir kıyamet kopuyor sahillerde,Bilmem hangi kıyılarda,Çocuklar uçurtmalarını uçuruyor,Kimileri ise tatlı bir ölümün eşiğinde.Tanrı bir kez daha... Continue Reading →

Gece

Ağır gelir yüreğine,Bir güvercinin kanadından kopan tüyü.Taşıyamaz omuzların,Biriktirdiğin anılarının ağırlığını. Bir yaşamak...Ah bir hayat,Ne tadı kalır dilinde,Ne hatırası zihninde. Bir yol uzayıp gider gözlerinin önünde,Gök yıldızsız,Kıyılar dalgasız,Kuşlar sessiz ölür gecelerinde. Soluk, titrek sokak lambalarının gölgesinde,Kimi günleri anarsın.Çocuk sesleri uzaklaşır caddelerinden,Mesut günlerin güzelliğini,İşte o gün anlarsın. Rasim Dahiloğlu

Isabel Sosa

Isabel Sosa'nın saçları...Nasıl da sarıp sarmalıyor adamı.Boğuldukça boğuluyor insan,Birinin ölümü onun saçlarından olsa gerek. Cadde üzerinde parmak uçları ile dokunuyorken,Gri, kirli kaldırımlara,Ay ışığı misali parlıyordu o gece teni.Beyaz işlemeli bir elbise vardı üzerinde,Omuzlarında ince telli,Kar gibi bembeyaz teni. Eğilip tapınmak gerekirdi bacaklarına,Sütun gibiydiler aslında.Hangi Tanrı'nın tapınağı,Tanrı lütfu kaya gibiydiler adeta. Ağızında ince bir sigara,Ellerini sarıp... Continue Reading →

Son Selam

İşte ölüyorum Tanrım,Bu göğü süsleyen mavi bulutlara karşı son elvedam.Bir yolcu misali gelip geçtim şu diyardan,Han demeden, hamam nedir bilmeden,Bir tas su değdirmeden dudaklarıma,Bir ceket sırtımda, düştüm kara toprağın bağrına. Selam olsun uzak ve yüksek karlı dağlara,Selam olsun kızıla boyanmış ufka,Ak bulutlara...Selam olsun yaşanmamış sevdalarıma,Karalanmış satırlarıma,Şiirlerime, şarkılarıma...İşte geldim gidiyorum,Yattığım ve yatacağım yeri bilmeden,Gelip geçtim diyarından.... Continue Reading →

Lacrimosa

Hayaller Lacrimosa,Bir güvercinin kanadında kaldı hayallerimiz.Uzayıp giden gecelerin koynunda,Sohbetlerimiz artık sessiz...Bir de seninle seviştiğimiz,Kirli döşeğimiz... Sokakları bir koku sarmış Lacrimosa,Seni anımsatıyor.Sen gibi doluyor ciğerlerime. Lacrimosa...Kim bilir neredesin şimdi.Kiminlesin ve kiminle sevişmektesin...Umarım aynı kutsallık ile dokunuyordur göğüslerine,Ziyan olmasını istemem güzelliğinin,Kirli bedenlerin gölgesinde. Lacrimosa...Bir hayatı yerle bir eden kadın,Eskinin güzeli,Yenin yeni tatlı bakiresi Lacrimosa. Rasim Dahiloğlu

Rüzgar

Ne taşırsın hurcunda söyle bana,Ey! Kızıl tepeleri orak gibi yaran rüzgar.Nicedir haberlerin,Şimdi ne narindir göğsünün gizlerinde,Sarıp sarmaladığın sevdalımın elleri,Ellerini dola saçlarıma,Ey ayrılıklara gebe rüzgar. Bir ananın rahminde,Yeni yetme bebeğin çığlık çığlığa sesi,Ecelin son nefesi... Denizlerin mercan incilerinde,Gemicilerin gecelerinde,Güzel sevgilinin geceliğinde,Dalın çiçeğinde,Meyvenin çekirdeğinde,Paltomun yırtık cebinde,Ne esersin deli rüzgar.Azrail'e bırakma! Gel sen kes nefesimi. Rasim Dahiloğlu

Sana Dönemem

Yollarımı mesken tutmuş serseri geceler,Alacakaranlıktan ziyade,Bembeyaz mevsimden geceler.Gel diyorsun,Açmış gözlerini beni bekliyorsun...Artık sana dönemem,Biliyorsun... Ağızımda ıslak bir cigara,Cebimde bir kaç kuru hatıra,Biliyor musun?Artık yıkık dökük hepsi.Kurumuş ağaçlar kaldırım köşesi,Simsiyah simaların hepsi.Gel diyorsun,Ben sana dönemem biliyorsun. Gönlümde bir yaprak dökümü,Kuruyup gitmiş,Kolları göğü okşayan çınarım.Tutunma dallarıma sevgilim,Yaprak gibi düşersin dalından.Kapıyı çalan şu mevsim,Bizim için Sonbahardır sevgilim. Kalmadı... Continue Reading →

-Sevgilim

Bir müzik ilişiyor gönlüme,Sözleri seni andırıyor -Sevgilim.Adın anıldıkça...Bülbül donanmış dallara,Bahar geliyor -Sevgilim. Yağız delikanlılar beliriyor,Altın sarısı başak tarlalarında,Yabancı denizlerin suları ısınıyor,Uzak diyarlarda...Ve birden bire,Tomurcuklar çiçeklerine,Çiçekler sevdiğine kavuşuyor.Memleketimde bir şeyler oluyor -Sevgilim.Bugün bir başka: Ilık, taze, mis kokuyor meltemler,Çimlerde serin çiğ taneleri,Dağlarda ak karlar, bulutlar...Toprağın gölgesinde karıncalar,Memleketimin gök kubbesinde martılar,Caddelerimde, sokaklarımda kalabalıklar... Sen mi gelip geçtin... Continue Reading →

Özgürlük Kanatlarımın Ucunda

Açmışım kanatlarımı ufkun aydınlığına,Karanlığa inat,Ben uçuyorum yıldızlara.Altımda kavruluyor koca bir dünya,Saçlarımda bir deli rüzgar... Uçurtmalara dolanır rüzgarlarım,Uçurtmalar...Uçamayan tutsak kuşlar misali...Kesin iplerini!Akın var aydınlık ufuklara. Tutamazsınız hayallerimi...Yıkıp geçmişim bendimi.Açmışım kanatlarımı,Göç ediyorum yeni diyarlara,Göçmen kuşların kervanında.Özgürlük kanatlarımın ucunda. Minik adımlarım titretir yürekleri,Yürekler parçalanır şiirlerimde.Yarılır gök,Rahmet yağar yaralı gönüllere.Açın amaçsız kapatılan yolları,Dağıtın aydınlığı boğan karanlığı,Akın var...Akın var aydınlık... Continue Reading →

Aurora

Ölüyorum Aurora...Uzat bana ellerini, gözlerimi kapatmadan sonsuzluğa,Son bir kez öpüp, sarılmak istiyorum onlara. Bir takım damlalar asılı kalmış,Uzayıp giden kirpiklerinin uçurumunda.Sakın kıymetli incilerini akıtma yanaklarından toprağa.Olur da yağmursuz kalırsa papatya yaprakları dallarında,İşte o zaman ihtiyaç duyarlar onlara. Siyahlara bürünüp, matem havasına bürünmeni istemiyorum,Baharın taze rüzgarlarını solumak varken ciğerlerine.Nasıl olsa biliyorsun seni sevdiğimi,Ve nerede olursa olsun,... Continue Reading →

Maria

Maria...Neredeyiz şimdi seninle?Gün batmış,Kızıl bir tan vakti hüküm sürüyor gözlerimin önünde.Yelkenler kayboluyor ufuklarda,Çoban yol gösterir olmuş gökyüzünde. Şuan hangi zaman dilimindeyiz?Çalan şu müziğin dilinden,Şu gördüğüm ellerinden,Aklıma kazdığım yüzünün hatlarından çok uzakta,Yabancı bir memleketin,Namussuz sokaklarında kaybolmuş gibiyiz seninle. Ekmek kuru,Yemek lezzetsiz,Anılarım sessiz,Bulutlar renksiz,Bir kitap kesitinden olsa gerek,Yoksa Cehennemde miyiz biz? Zamandan bir haberiz...Maria...Ne zamandır aynı yataktayız... Continue Reading →

Nazım

Oturmuşuz bir banka,Nazım hemen yanı başımda.Anlat, diyorum Nazım'a,Memleket diyor,Memleket...Kapanıyor gözleri mağrurca boydan boya,Bir iç çekiyor,Nefesinin yettiği kadarı ile Batı'dan Doğu'ya. Nazım, yumruğunu sıkıyor,Büsbütün öfkelenmiş, Belli ki yüreği sızlıyor.Mavilikleri solmuş gözlerinde,Sözleri çelikleri eritiyor şiirlerinde.Saçları devrik bir devrimi hatırlatıyor. -Kalem, diyorum Nazım'a,Bir kalem gerek sana...Mürekkep istiyor yaşlı, kuru dudakları,Sus, diyorum aklım sıra,Sen telaş etme, ben mürekkep olurum... Continue Reading →

Unutmak

Unutmaya çalışıyorum seni...Küçük bir çocuğun masum ellerinde,Kalabalık bir şehrin göbeğinde,Sisli gecelerin, sessiz uykularının derinliğinde... Ölüm misali karanlık çöküyor yüreğime.Birden bire hüküm sürüyorsun,Tükenmişliğin göbeğinde,Puslu hatıraların gölgesinde.Varlığın yerle yeksan ediyor aydınlığa boğulan ufukları,Alt üst oluyor Dünya'nın bir yerinde bir şeyler.Kıyılarımı dövüyor yabancı denizlerin,Karanlık suları... Seninle geçen ılık bir yaz sabahının ışığında,Dalları göğe uzanan körpe portakal ağacının altında,Kırık... Continue Reading →

Çek Git

Çek götür ellerini benden!Ne kaldıysa, neyin kaldıysa hatıramda... Dumansı dağlarımın zirvelerinde;Yankılanan sesin,Yatağımda geceliğin,Bir de soluksuz sevişmelerimiz mesela... Dönüp bakmazsın geriye,Öyle acımasız, öyle vurdum duymaz yüreğin. Sözüm olsun o ansızın unutan kalbine...Kıyametler kopmayacak her adımında,Yeni yetme çocuklar,Neşesinden eksik kalmayacak sokaklarımda, Sen mutlu olacaksan eğer gittiğin o diyarlarda,Söz veriyorum sana, İnciler dökülmeyecek yanaklarımdan,Avuçlarıma... Rasim Dahiloğlu

Anlatamamak Seni

Nasıl anlatsam seniNereden başlasam...Hangi cümleler yankılansa,Bomboş odamın duvarlarında. Bir bahar dokunur tenine,Bayram misali kalabalıklaşır şehirlerim. Değil mi ya?Yağmur değer misal, tenine...Bereketlenir şu çorak topraklarım. Ansızın alıveririm seni kucağıma.Zor günlerin basit kazanımı iyilikleri,Kapı arkası askılık gibi,Bir günah peyda olur baştan aşağıya. Kısa günün özlem dolu şiiri...Rasim Dahiloğlu

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑