Yağmurlu Gecenin Ağıtı

Dışarıda yağmur,Gönlüme bir sen yağar inceden.Karanlık çökmüş şehre,Ay düşmez pencereme. Başıma neler geldiSensiz öldüm gecelerden bir geceSessizce düştüm Karanlığın soğuk pençesine Selam söyledim sana uçan kuşlara.Ağıtlar yaktım bende kalan hatıralarına.Şehri ateşe verdim lakin,Geçtiğin caddeleri bu şehirden silemedim. Vuruldum...Bir gece değil sevgilim.Sen kokmayan şu odanın çehresinde,Ben her gece toprağa gömüldüm. Rasim Dahiloğlu

Seni Şiirlerime Gömdüm

Ah eder gönlüm sen kokmayan,Harap olmuş limanların kıyısında.Medet ummak neyime yarar,Eğer vuslat gelip çaldıysa kapımı bir gece.Tahir olmak ne çare, bitmiş şu ömrümün gölgesinde. Gök yarılsın ansızınÖlmek... Ölmek bir kere daha yasak olsun hepimize.Kadere boyun eğmekse ayıbımız,Al kurtar şu ellerimi benden.Yalan olmadan sevgim senin gönlünde. Çalma uykularımı gecenin koynundan,Ansızın çıkıp karşıma.Lal edip ömrümün geri kalan... Okumaya Devam et →

Uzun Gecenin Kısa Şiiri

Ben; kaç gece öldüm, öldürüldüm,Bir kızıl çamur, kara toprak altına gömüldüm.Kaç gece veda ettim resmine,Belki kokuna hasret giderim diye.Ürkütmeden tüysüz bebeleri,Dal üstünde tüneyen bülbülleri,Kaç gece boğazlarımı parçalarcasına,Çığlıklarımla geceyi bölüp,Sessizce öldüm.RASİM DAHİLOĞLU

Zingilli Ziyarat

Varsın bülbüller ötmesin dikenli güllerde,Diken güle küssün,Gül bülbüle. Dilerse gün doğmasın tepelerden,Varsın günün aydınlığı tepelere küssün,Kızıl tepeler, bulutsuz göklere. Tomurcuklar açmaz olsun ince belli dallarda,Meyveler ağaçlara küssün,Ağaçlar hazan yellerine. Yeni yetme filizler sırt dönsün toprağa,Varsın tohumlar toprağa küssün,Toprak, altın sarısı başak tarlalarına. Ben ağızımda bir yanık cigara,Saçlarım darmaduman,Şakaklarımda ince kar taneleri... Varsın sitem etsin soluduğum... Okumaya Devam et →

Ölmek İçin Seni Beklemekteyim

Bir başka dalgalanıyor saçların,Hoyrat esen rüzgarın zilli eteklerinde.Dudaklarının kıvrımlarında asılı kalmış,Rengi soluk bir sonbahar havası.Asi sözlerinin altında,Parladıkça parlıyor tenin.Karanlığa gömülmüş gönüllerin tepesinde,İnci tanesi Ay'ın aydınlığı gibi. Şeker kamışlarından yoksun,Bir takım yoksul çocuklar.Kirli elleriyle fabrika işçileri,Kaldırım başlarında namus bekçileri.Issız ve sessiz caddeler,Çöplüklerde kürkleri kirli kediler.Derin bir sessizlik asılı,Şehrin mezar taşlarında.Hadi gel...Teninde Ay'ın aydınlığı eksilmeden. Bir kapının... Okumaya Devam et →

Çık Gel

Dön gel...Yık, devir ulu dağlarını,Kurut karanlık sularını,Gömüp karanlığa korkularını,Çık gel... Koparmaktansa gonca gülleri dallarından,Yetim bırakmaktansa kızıl saçlı çocukları,Solmaya yüz tutmuş,Sardunyaları, papatyaları...Ez gel nazlı cilvelerini,Dön gel. Akıttın inci tanelerini,Memleketin bilmem hangi şehrinde,Ben ise göğsünden vurulmuşçasına toprağa düştüm,Yaban ellerin memleketinde.Kuytu ormanlarım yabancı oldu göçmen kuşlara,Baharları saçlarına dola da,Dön gel. Dön gel...Seni benden alıkoyan her ne varsa;Geçmişi turnaların... Okumaya Devam et →

Bilir Misin Ki

Bilir misin ki;Ben kaç gece sokaklarda adını sayıklayarak,Virane ve köhne evlerin arasında,Soğuk kış rüzgarlarının ayazında,İt gibi titreyerek,Gecenin karanlığına gömüldüğümü? Bilir misin ki;Seni unutmak için kaç gece,Sarhoş uyuduğumu,Yalın ayak, çırçıplak soğuk toprağa,Ruhumu gömdüğümü? Bilir misin ki;Bir gece uykusunda ansızın rüyalarıma gelme diye,Hangi uykularımı adınla bölüp,Kaç geceyi sensizliğe gömerek,Yaktım cigaramın zift kokan tütününü? Ben kaç gece öldüm,Kaç... Okumaya Devam et →

Taverna

Bir kapının eşiğinde,Tavernanın müziği ilişiyor kulağıma.İspanyol olsa gerek,Etekleri alev alev bir kadın,Namussuzca dans ediyor.Gözleri delip geçiyor geceyi,Parmakları...Parmakları uzun ve ince,Tırnakları kor alev misali,Al al yakıyor kendisini izleyen,Edepsizleri. Bir de yarım kalmış bir kadehi var,Bar taburesinin yamacında.Dudaklarının izi,Yapışıp kalmış bardağın ağzına. Devirircesine vuruyor topuklarını,Şişeler devriliyor,Kadehler tokuşturuluyor.Bir takım sarhoşlar beliriyor,Karanlığın puslu havasının aralıklarından.Yalandıkça yalanıyor hepsi,Kendini temizleyen,Sokak kedisi... Okumaya Devam et →

Gölge

Adımları titretiyor gizli denizlerimi içim sıra,Ürperiyor ümitlerim, kuytu ormanlarımda.Sarmış simsiyah kollarını ruhuma,Tanrım karşımda duran ecel midir yoksa? Nerede bıraktım gözlerimin aydınlığını,Hangi gönülde unuttum umutlarımı,Bir kızıl gök kubbe beliriyor baş ucumda,Mısralarım başkalarının avuçlarında,Kum gibi savruluyor,Garptan Doğuya... Korkuyorum...Yıldızlarını as göğe,Örtülerim eski, fakirim,Arnavut kaldırımlarıdır döşeğim. Şimdi bilmem hangi şehirde,Hangi hoyrat sevdanın oyuncağı,Ellerin kirli, gözlerinde inci taneleri,Bilmem bir zaman... Okumaya Devam et →

Gece Yolcusu

Yeniden sarıp sarmalıyor ellerim: Geceyi.Nasıl bir zifiri karanlıktır ki o,Göz görmez geleceği. Sessiz ölür sevdalar,Karanlık bir gecenin ayazında.Mısralar sönük ve titrek,Yıkık, köhne duvarlarda. Şimdi kim bilir hangi simalarda ellerin,Hangi kollara sarılmış bedenin.Ah nasıl sarhoş,Nasıl kaybolmuşsun ışıksız sokaklarda.Dudaklarına asılı kalmış bir üzüm şırası,Başını döndürür yıldızsız gecelerin. Seslensem duyar mısın sesimi uzaklardan,Hissedebilir misin yüreğimi,Yüreğinin kuytu ormanlarında.Dokunabilir misin... Okumaya Devam et →

Özlem

Bir Bahar rüzgarı esiyor saçlarımda.Ilık bir meltemin, soluk titrek parmakları,Yüzümü okşuyor,Tan vaktinin kızıl ayazında. Öpüştüğümüz binanın önünde,Yani; ufkun aydınlığı ile denizin seviştiği köşede, Birden bire beliriveriyorsun karşımda.Büsbütün ıslanmış saçların,Yorgun bir günün aydınlığı batıyor,Omuzlarından aşağıya. Kıyıları döverken dalgalar,Martılar kıyameti koparıyor.Sesin ilişiveriyor kulaklarıma.O vakit, bir müzik başlıyor ruhumun kuytu ormanlarında. Özledim sanırım seni...Ansızın hayalin gelip oturuyor karşıma.Bir... Okumaya Devam et →

Ay Sonatı

Gökte asılı bir Ay gerek bize,Arınmış bulutlardan, pürü pak.Yüzünün aydınlığı vurmuş,Kara, engebeli yüzeyine. Rüzgar...Hani şu saçlarımızı okşayan,Hoyrat delikanlı... Bir müzik fısıldar,Usulcasına, sessizce.Ellerin ellerime düşer, birden bire.Kuruyup yok olur korkular,Karanlığın derin sessizliğinde. Bir yerlerde şehirler yanıyordur.Peyda olmuştur kıyamet,Bilmem hangi cephelerde.Kimi küçük teknelerin,Yelkenleri parçalanıyordur belki de...Uzayıp giden denizlerin enginliğinde. Ve biz seninle,Birden bire...Birden bire bir dansa tutuşuruz... Okumaya Devam et →

Ölümsüzlük

Bu gece bir başkayım,Başımı kaldırıp seyredesim yok yıldızları.Yürümek... Yürümek...Ağızda yarım bir cigara,Alevi sarı titrek. Hava yağmurlu olsa gerek,Başımı serinleten bir serinlik,Saçlarımı tarıyor rüzgar,Rüzgar... Rüzgar...Tozu önüme katıp,Ruhumu okşayan tatlı ılık rüzgar. Bir yerlerden,Uzak bir yerlerden martıların sesleri ilişiyor kulaklarıma.Çığlık çığlığa bir kıyamet kopuyor sahillerde,Bilmem hangi kıyılarda,Çocuklar uçurtmalarını uçuruyor,Kimileri ise tatlı bir ölümün eşiğinde.Tanrı bir kez daha... Okumaya Devam et →

Gece

Ağır gelir yüreğine,Bir güvercinin kanadından kopan tüyü bile.Taşıyamaz omuzların,Biriktirdiğin anılarının ağırlığını. Bir yaşamak...Ah bir hayat,Ne tadı kalır dilinde,Ne hatırası zihninde. Bir yol uzayıp gider gözlerinin önünde,Gök yıldızsız,Kıyılar dalgasız,Kuşlar sessiz ölür gecelerinde. Soluk, titrek sokak lambalarının gölgesinde,Kimi günleri anarsın.Çocuk sesleri uzaklaşır caddelerinden,Mesut günlerin güzelliğini,İşte o gün anlarsın. Rasim Dahiloğlu

Isabel Sosa

Isabel Sosa'nın saçları...Nasıl da sarıp sarmalıyor adamı.Boğuldukça boğuluyor insan,Birinin ölümü onun saçlarından olsa gerek. Cadde üzerinde parmak uçları ile dokunuyorken,Gri, kirli kaldırımlara,Ay ışığı misali parlıyordu o gece teni.Beyaz işlemeli bir elbise vardı üzerinde,Omuzlarında ince telli,Kar gibi bembeyaz teni. Eğilip tapınmak gerekirdi bacaklarına,Sütun gibiydiler aslında.Hangi Tanrı'nın tapınağı,Tanrı lütfu kaya gibiydiler adeta. Ağızında ince bir sigara,Ellerini sarıp... Okumaya Devam et →

Elveda

İşte ölüyorum Tanrım,Bu göğü süsleyen mavi bulutlara karşı son elvedam.Bir yolcu misali gelip geçtim şu diyardan,Han demeden, hamam nedir bilmeden,Bir tas su değdirmeden dudaklarıma,Bir ceket sırtımda, düştüm kara toprağın bağrına. Selam olsun uzak ve yüksek karlı dağlara,Selam olsun kızıla boyanmış ufka,Ak bulutlara...Selam olsun yaşanmamış sevdalarıma,Karalanmış satırlarıma,Şiirlerime, şarkılarıma...İşte geldim gidiyorum,Yattığım ve yatacağım yeri bilmeden,Gelip geçtim diyarından.... Okumaya Devam et →

Lacrimosa

Hayaller Lacrimosa,Bir güvercinin kanadında kaldı hayallerimiz.Uzayıp giden gecelerin koynunda,Sohbetlerimiz artık sessiz...Bir de seninle seviştiğimiz,Kirli döşeğimiz... Sokakları bir koku sarmış Lacrimosa,Seni anımsatıyor.Sen gibi doluyor ciğerlerime. Lacrimosa...Kim bilir neredesin şimdi.Kiminlesin ve kiminle sevişmektesin...Umarım aynı kutsallık ile dokunuyordur göğüslerine,Ziyan olmasını istemem güzelliğinin,Kirli bedenlerin gölgesinde. Lacrimosa...Bir hayatı yerle bir eden kadın,Eskinin güzeli,Yenin yeni tatlı bakiresi Lacrimosa. Rasim Dahiloğlu

Rüzgar

Ne taşırsın hurcunda söyle bana,Ey! Kızıl tepeleri orak gibi yaran rüzgar.Nicedir haberlerin,Şimdi ne narindir göğsünün gizlerinde,Sarıp sarmaladığın sevdalımın elleri,Ellerini dola saçlarıma,Ey ayrılıklara gebe rüzgar. Bir ananın rahminde,Yeni yetme bebeğin çığlık çığlığa sesi,Ecelin son nefesi... Denizlerin mercan incilerinde,Gemicilerin gecelerinde,Güzel sevgilinin geceliğinde,Dalın çiçeğinde,Meyvenin çekirdeğinde,Paltomun yırtık cebinde,Ne esersin deli rüzgar.Azrail'e bırakma! Gel sen kes nefesimi. Rasim Dahiloğlu

Sana Dönemem

Yollarımı mesken tutmuş serseri geceler,Alacakaranlıktan ziyade,Bembeyaz mevsimden geceler.Gel diyorsun,Açmış gözlerini beni bekliyorsun...Artık sana dönemem,Biliyorsun... Ağızımda ıslak bir cigara,Cebimde bir kaç kuru hatıra,Biliyor musun?Artık yıkık dökük hepsi.Kurumuş ağaçlar kaldırım köşesi,Simsiyah simaların hepsi.Gel diyorsun,Ben sana dönemem biliyorsun. Gönlümde bir yaprak dökümü,Kuruyup gitmiş,Kolları göğü okşayan çınarım.Tutunma dallarıma sevgilim,Yaprak gibi düşersin dalından.Kapıyı çalan şu mevsim,Bizim için Sonbahardır sevgilim. Kalmadı... Okumaya Devam et →

-Sevgilim

Bir müzik ilişiyor gönlüme,Sözleri seni andırıyor -Sevgilim.Adın anıldıkça...Bülbül donanmış dallara,Bahar geliyor -Sevgilim. Yağız delikanlılar beliriyor,Altın sarısı başak tarlalarında,Yabancı denizlerin suları ısınıyor,Uzak diyarlarda...Ve birden bire,Tomurcuklar çiçeklerine,Çiçekler sevdiğine kavuşuyor.Memleketimde bir şeyler oluyor -Sevgilim.Bugün bir başka: Ilık, taze, mis kokuyor meltemler,Çimlerde serin çiğ taneleri,Dağlarda ak karlar, bulutlar...Toprağın gölgesinde karıncalar,Memleketimin gök kubbesinde martılar,Caddelerimde, sokaklarımda kalabalıklar... Sen mi gelip geçtin... Okumaya Devam et →

Özgürlük

Açmışım kanatlarımı ufkun aydınlığına,Karanlığa inat,Ben uçuyorum yıldızlara.Altımda kavruluyor koca bir dünya,Saçlarımda bir deli rüzgar... Uçurtmalara dolanır rüzgarlarım,Uçurtmalar...Uçamayan tutsak kuşlar misali...Kesin iplerini!Akın var aydınlık ufuklara. Tutamazsınız beni,Açmışım kanatlarımı,Göç ediyorum yeni diyarlara,Göçmen kuşların kervanında.Özgürlük kanatlarımın ucunda. Minik adımlarım titretir yürekleri,Yürekler parçalanır şiirlerimde.Yarılır gök,Rahmet yağar yaralı gönüllere.Açın amaçsız kapatılan yolları,Dağıtın aydınlığı boğan karanlığı,Akın var...Akın var aydınlık ufuklara,Özgürlük kanatlarımın... Okumaya Devam et →

Aurora

Ölüyorum Aurora...Uzat bana ellerini, gözlerimi kapatmadan sonsuzluğa,Son bir kez öpüp, sarılmak istiyorum onlara. Bir takım damlalar asılı kalmış,Uzayıp giden kirpiklerinin uçurumunda.Sakın kıymetli incilerini akıtma yanaklarından toprağa.Olur da yağmursuz kalırsa papatya yaprakları dallarında,İşte o zaman ihtiyaç duyarlar onlara. Siyahlara bürünüp, matem havasına bürünmeni istemiyorum,Baharın taze rüzgarlarını solumak varken ciğerlerine.Nasıl olsa biliyorsun seni sevdiğimi,Ve nerede olursa olsun,... Okumaya Devam et →

Maria

Maria...Neredeyiz şimdi seninle?Gün batmış,Kızıl bir tan vakti hüküm sürüyor gözlerimin önünde.Yelkenler kayboluyor ufuklarda,Çoban yol gösterir olmuş gökyüzünde. Şuan hangi zaman dilimindeyiz?Çalan şu müziğin dilinden,Şu gördüğüm ellerinden,Aklıma kazdığım yüzünün hatlarından çok uzakta,Yabancı bir memleketin,Namussuz sokaklarında kaybolmuş gibiyiz seninle. Ekmek kuru,Yemek lezzetsiz,Anılarım sessiz,Bulutlar renksiz,Bir kitap kesitinden olsa gerek,Yoksa Cehennemde miyiz biz? Zamandan bir haberiz...Maria...Ne zamandır aynı yataktayız... Okumaya Devam et →

Nazım

Oturmuşuz bir banka,Nazım hemen yanı başımda.Anlat, diyorum Nazım'a,Memleket diyor,Memleket...Kapanıyor gözleri mağrurca boydan boya,Bir iç çekiyor,Nefesinin yettiği kadarı ile Batı'dan Doğu'ya. Nazım, yumruğunu sıkıyor,Büsbütün öfkelenmiş, Belli ki yüreği sızlıyor.Mavilikleri solmuş gözlerinde,Sözleri çelikleri eritiyor şiirlerinde.Saçları devrik bir devrimi hatırlatıyor. -Kalem, diyorum Nazım'a,Bir kalem gerek sana...Mürekkep istiyor yaşlı, kuru dudakları,Sus, diyorum aklım sıra,Sen telaş etme, ben mürekkep olurum... Okumaya Devam et →

Unutmak

Unutmaya çalışıyorum seni:Küçük bir çocuğun masum ellerinde,Kalabalık bir şehrin göbeğinde,Sisli gecelerin, sessiz uykularının derinliğinde... Ölüm gibi...Ölüm gibi bir şey anımsamak hayalini.Birden bire hüküm sürüyorsun,Tükenmişliğin göbeğinde,Puslu hatıraların gölgesinde.Hükmün delip geçiyor bir takım kanunları,Alt üst oluyor Dünya'nın bir yerinde bir şeyler.Kıyılarını dövüyor yabancı denizlerin,Karanlık suları... Ben tüm bu kıyametin ortasında,Adını anımsamadan,Anımsatmadan zihnimin haince oyunlarına,Sessizce yürüyorum...Okuduğum şiirden,Dinlediğim türküden,Yürüdüğüm... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑