İdam Mahkumunun Son Sözleri

Yine yarım kaldık iyi mi? Bir kadeh şarabın sarhoşluğuna aldanıp, konuşuverdik öylesine.
Sen de ne gaddarsın hani… Acımasızca doldurup silahını, dayadın şakaklarıma.
Dur… Bekle biraz. Henüz tükenmedi kadehler masamda.
Uzun ince, zarif parmaklarının insafına kaldıysa eğer tetiğinin adaleti,
Cenazem güzel göçsün bari şu diyardan.

İnsafsız olmak yakışıyor sana. Yazıcı misali kurmuşsun adalet tezgahını karşıma.
Kaşların çatılmış, delip geçiyor geceyi.
Ne hale sokarsan sok, Ay gibi parlıyor yine yüzün. Sarhoşluğumdan değil,
Ben güzel görmek istiyorum seni.

Bir kaç kişi ağıt yakar ardımdan. Sen aldırış etme onlara.
Kalkacaksa omuzlarından koca bir yük.
Hadi davran silahına!

Şu yağız gecenin karanlığında seviştiğimiz geceleri özler miyim? Özlerim belki de.
Özlemeye gelince mesela… İnsan içinde hissediyor bilinmez yarınların heyecanlarını.
Kaç köşeye serptik acaba tohumlarımızı, yeşermelerini beklemeden teslim olduk ayrılığa.
Bağlamışım kollarımı, ben böyle teslim olmadım Tanrı’ya!
Gurur duy bana gösteremediğin insafınla.

Bir kaç şişe olacaktı… Hemen şurada, yatağımızın baş ucunda.
Olur ya… Bir zaman sonra içinde hissedersin bir şeylerin boşluğunu.
İşte o zaman sarıl şaraba. Şarap…
Şimdi gözlerimin önünde uzayıp giden, kızıl saçlarının rengine bürünmüş o kutsal içecek.
Çoğu zaman unutmak için seni, hatırlıyorum ona sarılıp uyuduğum geceleri.

Durma… Hadi!
Bas artık şu tetiğe. Korku sarmadan ikimizin de eteklerini, sök at içimden seni.
Hem ne kutsal bir gece bu gece… Ölmeden önce gördüğüm ve hatırladığım son şeyin sen olması gibi.
Katmadan araya bambaşka bahaneleri,
Sarılmadan çocukça aldanışlara, aldatışlara, yakarışlara… Al kurtar kendini benden.

Biraz kan olur yerler, korkma! Ölüm de böyle bir şey işte… İki türlüsü nasip oluyor adama.
Ya sevda yüzünden ölüyor insan ya da kör bir kurşunun insafsızlığı ile düşüyor toprağa.
İlkini güzelce yaşadım yokluğunda. Bir gece değil, her gece düştüm soğuk gecelerin koynuna.
Şimdi kucak açarak karşılıyorum infazımı.

İstiyorsan biraz geç kal davranmaya. Gözlerimin rengini hatırlayıp, -dur, gidemezsin, dersin…
Ne bileyim… Hani tanıdık bir bahar kokusunu hatırlarsın sözlerimde. Ya da bir kaç günün hatırası ilişir aklına. Ellerin titrer, kirpiklerine takılıp kalır, iki küçük inci tanesi. Cesaretin kırılır hani… Davranamazsın tetiğe, dudaklarından dökülen kurşuni sözlerinden önce.

Ne yapalım… Böyle işte… Umut niyetine az sarılmadık senin hayallerine. Ben bile unuttum kaç gece gözlerimi dikip kapıya, -belki, diyerekten sayıkladığımı. Eğer döndüreceksen beni tepemizde dönüp dolaşan bulutlara, bekleme daha fazla.
Sarıl şimdi silahına ve daya şakaklarıma.

Her şey senin istediğin gibi olsun istiyorum. Göğün rengi, rüzgarın sesi… Ne varsa hatıranda hepsini silip at bir kenara. Ben giderim ya hani, onlar kalır geriye. Bir zaman sonra onlarda solup gider. Gitmeye görsün… Zaman neleri alıp götürür ikimizden de.

Hoşça kal o zaman…

Rasim Dahiloğlu

İdam Mahkumunun Son Sözleri’ için 4 yanıt

Add yours

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: