Ayıp Değil

Belki de kayboluruz ikimizde,
O mahir zamanın becerikli ellerinde.
-Olsun, der bir kaç kadeh daha devirip,
Yığılıp kalırız, köhne sokakların,
Soğuk ve ıssız caddelerine.

Ölmek ayıp değil ya…
Ölürüz biz de.
Hem de öylesine güzel, öylesine asil.
Zamanın koynuna gömüp anılarımızı,
Hiç olmamışçasına unuturuz birbirimizi.

Begonviller biter üzerimizde,
Sevdiğimiz papatyalar…
Belki de bir kaç bülbül dallarımızda…
Kokusu sarar yalnızlığın,
Kuru ahşap tabutlarımızın.

Bizden sonra kalabalıklaşır caddeler,
Şehirler…
Elleri, yüzleri kirli çocuklar doldurur sokakları.
Ağaçlarda yeni yetme taze meyveler,
Çingeneler dans ettirir,
Kırmızı etekli kızlarını.

Ne sen kalırsın geriye,
Ne elleri ceplerinde ben.
Terk edip gitmişizdir şu diyarı.
Masamızda bir mum ışığı,
Plağımızda tanıdık bir şarkı…

Vurunca rakı kadehinin dibine,
Gönlümüzce eşlik ederiz çalan melodiye.
Biraz yarım, biraz eksik…
Ne kaldıysa bizden geriye,
Her şeyi ateşe verircesine.

Körkütük sarhoş olmak ayıp değil ya…
Körkütük atarız kendimizi sokağa.
Üşüyen it misali mesela.
Soğuktan üşüyüp,
Masallar ile ısıtırız gönlümüzü.

Kızıl bir günün,
Tan vaktinde tüketiriz ömrümüzü.
Bulutlar öylesine beyaz, öylesine yüksek…
Kuşlara sevdalanırız belki de.
Ya da ne bileyim…
Şu kısacık ömrümüze.

Rasim Dahiloğlu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: